B Planı: Bazen Kaderin Kendine Ait Bir Planı Vardır
The Back-up Plan / B Planı flört, aşk, evlilik ve aile kavramlarını “tersine” işleyen bir komedi. Yıllarca çeşitli erkeklerle flört eden Zoe (Jennifer Lopez) doğru kişiyi beklemenin çok uzun sürdüğüne karar verir. Anne olmaya kararlı karakterimiz kurduğu planı uygulamaya karar vererek doktordan randevu alır ve tek başına gitmeye karar verir. Zoe aynı gün, gerçek olasılıklar barındıran bir adam olan Stan (Alex O'Loughlin)'le tanışır.
Filizlenen bir ilişkiyi korumaya ve hamileliğin ilk belirtilerini saklamaya çalışan Zoe, kendini bir yanlışlıklar komedisinin içinde bulur ve Stan'e kafa karıştırıcı sinyaller verir. Zoe tuhaf davranışlarının nedenini endişeli şekilde açıkladığında, Stan bu alışılmamış geleceği değerlendirir ve sonunda durumu kabul eder. Aşk ve flört daha önce yatakta böyle bir üçlü çılgınlığa tanık olmamıştır: Stan, Zoe ve hiç yanından ayırmadığı, devasa hamilelik yastığı.
Gerçek hamilelik testi ise ikisinin de hormonların yarattığı karmaşa ve doğum hazırlıkları dışında birbirini tanımadıklarını fark etmeleriyle başlar. Dokuz aylık geriye sayım devam ederken, ikisi de birbirlerinden soğumaya başlar. Herkes aşık olabilir, evlenebilir ve bir bebek sahibi olabilir ama bunu son hızda ve geriye doğru yapmak, iki insanın birbiri için yaratıldığının en büyük kanıtıdır.
Zoe dolu dolu bir hayat yaşamaktadır- harika arkadaşlar, iyi bir iş ve kendisini büyüten büyükannesiyle muhteşem bir ilişki. Ama 30'larının sonlarına yaklaşırken, bugüne kadar bir türlü karşısına çıkmayan Bay Doğru'nun belki de hiç gelmeyeceğini düşünmeye başlar. Bir aile hayalini kendi başına gerçekleştirmeye karar verir ve bir doğum uzmanından randevu alır. Şansa bakın ki işlemden saniyeler sonra Bay Doğru'yla karşılaşır. Stan'in, nam-ı diğer Bay Doğru'nun gelişiyle, Zoe aşkta, hayatta ve doğum sancılarında romantik bir yolculuğa çıkar. Stan'in, Zoe'nin hayatını raydan çıkarmasıyla kişilikleri ve koşullardan kaynaklanan çılgın bir komedi yaşanır.
“Zoe her şeyi planlayan biri,” diye açıklıyor Zoe rolündeki Jennifer Lopez. “Bir bebek sahibi olmanın zamanının geldiğine karar veriyor ve bunun için çalışmaya başlıyor. Diğer yandan Stan, daha özgür bir ruha sahip. Hayallerini yaşamıyor (bir NY çiftçi pazarında peynir satıyor) ama içinde bulunduğu durumdan memnun. Geleceği pek düşünmüyor ve kesinlikle bağlanacağı bir ilişki arayışında değil.“ Yazar Kate Angelo, ilk sinema filmini oluşturan fikri, otuzlu yaşlarındaki yakın arkadaşlarının yaşadığı kadınsal sorunlara tanık olarak buldu. “İnkâr edilemez bir biyolojik saat işliyor. Bir noktada, belli bir yaşta doğru kişiyle karşılaşmadıysanız, aile kurmak için başka seçenekleri gözden geçirmeniz gerekiyor.”
Yapımcı Todd Black (Escape Artists'teki ortakları Steve Tisch ve Jason Blumenthal'la birlikte) senaryoyu CBS Films'in Başkanı ve Baş Yöneticisi Amy Baer'a getirdi. Malzemenin gücünü, Angelo'nun sahnedeki esprinin yerini anlama yeteneğine ve senaryonun bir şey anlatması gerektiğinde ısrar etmesine bağlıyor. “Yıl 2010 ve insanın hayatının nasıl gelişeceği konusunda herhangi bir kural yok-çocuk yapmak için evlenmeniz şart değil,” diyor Black. “Bu proje, mesajını eğlenceli ve güzel bir şekilde veriyor.”
B Planı: Yönetmen Alan Poul'u Tanıyalım
“Senaryoyu okuduğumda baştan sona kahkahalarla güldüm; bu çok sık olan bir şey değil,” diye anımsıyor Poul. “Sonunda ise ağladım. Kendi kendime 'bu deneyimin yüzde 75'ini bile perdeye yansıtabilirsem, çok güzel bir film olacak' diye düşündüm.”
Poul, son yıllarda toplumun geleneksel 'flört, aşk, evlilik, ebeveynlik' sırasını tersine çevirdiğini anlatan senaryoyu takdir etti. Lopez'in Zoe'yi canlandıracak olması da yönetmeni heyecanlandırmıştı (Poul senaryoyu aldığında Lopez projeye dahil olmuştu). Harika bir senaryo ve başrolde kusursuz bir aktrisle, Poul filmi kabul etti.
“Alan tanrılardan gelen bir lütuftu,” diyor Black. “O birlikte çalıştığım en iyi yönetmenlerden biri. İlk toplantıda bize yaratmak istediği filmden söz etti ve ilk günden itibaren bu görüşünde tutarlı oldu.”
Bu görüş, modern bir romantik komedi yaratmak üzerine kurulmuştu. Bunun için, Poul malzemenin “benzersiz modern komedi sesi” dediği yanını geliştirmek için her fırsatı değerlendirdi.
Poul, Angelo'nun yazdığı senaryonun klasik romantik komedi öğelerinde de hoş bir denge yakaladığını belirtmekte gecikmiyor. Bu öğelerin en belirgini, Zoe ile Stan arasındaki enerji; Poul bunu kamera önündeki zekice atışmalarıyla türü zirveye çıkaran Hepburn ve Tracy ikilisine benzetiyor. Poul, “Zoe ile Stan'in dünyalarının aynı taksiyi çevirdiklerinde bir araya geldiği andan itibaren, film klasik bir romantik komedinin tüm özelliklerini taşıyor.”
Her ne kadar Poul, Zoe ile Stan'in ilişkisini “kahkaha attıracak kadar komik ve gerçekten çok romantik” diye tanımlasa da, eğlence için sadece iki başrol oyuncusuna bel bağlamıyor.
Black “Alan arkaplanda ve kenarda köşede kalan, kameranın olduğu her yerdeki komediyi arıyor,” diyor. Filmin her karesini izleyen insanları gülümsetmek için daima başrol oyuncularının ötesine bakıyor.”
Lopez, her çekim gününden önce ödevini yapmış olmanın gururunu yaşıyor. Komediyi daha da güçlendirmek adına her bir sahnenin tüm ayrıntılarının farkında olmaya çabaladı. Poul da aynı şeyi yapma alışkanlığına sahipti. Birlikte her sahnenin sunduğu olanakları en verimli şekilde kullandılar. Lopez yönetmenle işbirliği yapmaktan büyük zevk aldı. “Alan'la her sahne için birbirimizin aklına gelmeyen fikirler üretiyorduk,” diyor Lopez. “Birlikte çalışmak, malzemenin değerini en üst düzeye çıkarmamızı sağladı.”
Poul, son yıllarda toplumun geleneksel 'flört, aşk, evlilik, ebeveynlik' sırasını tersine çevirdiğini anlatan senaryoyu takdir etti. Lopez'in Zoe'yi canlandıracak olması da yönetmeni heyecanlandırmıştı (Poul senaryoyu aldığında Lopez projeye dahil olmuştu). Harika bir senaryo ve başrolde kusursuz bir aktrisle, Poul filmi kabul etti.
“Alan tanrılardan gelen bir lütuftu,” diyor Black. “O birlikte çalıştığım en iyi yönetmenlerden biri. İlk toplantıda bize yaratmak istediği filmden söz etti ve ilk günden itibaren bu görüşünde tutarlı oldu.”
Bu görüş, modern bir romantik komedi yaratmak üzerine kurulmuştu. Bunun için, Poul malzemenin “benzersiz modern komedi sesi” dediği yanını geliştirmek için her fırsatı değerlendirdi.
Poul, Angelo'nun yazdığı senaryonun klasik romantik komedi öğelerinde de hoş bir denge yakaladığını belirtmekte gecikmiyor. Bu öğelerin en belirgini, Zoe ile Stan arasındaki enerji; Poul bunu kamera önündeki zekice atışmalarıyla türü zirveye çıkaran Hepburn ve Tracy ikilisine benzetiyor. Poul, “Zoe ile Stan'in dünyalarının aynı taksiyi çevirdiklerinde bir araya geldiği andan itibaren, film klasik bir romantik komedinin tüm özelliklerini taşıyor.”
Her ne kadar Poul, Zoe ile Stan'in ilişkisini “kahkaha attıracak kadar komik ve gerçekten çok romantik” diye tanımlasa da, eğlence için sadece iki başrol oyuncusuna bel bağlamıyor.
Black “Alan arkaplanda ve kenarda köşede kalan, kameranın olduğu her yerdeki komediyi arıyor,” diyor. Filmin her karesini izleyen insanları gülümsetmek için daima başrol oyuncularının ötesine bakıyor.”
Lopez, her çekim gününden önce ödevini yapmış olmanın gururunu yaşıyor. Komediyi daha da güçlendirmek adına her bir sahnenin tüm ayrıntılarının farkında olmaya çabaladı. Poul da aynı şeyi yapma alışkanlığına sahipti. Birlikte her sahnenin sunduğu olanakları en verimli şekilde kullandılar. Lopez yönetmenle işbirliği yapmaktan büyük zevk aldı. “Alan'la her sahne için birbirimizin aklına gelmeyen fikirler üretiyorduk,” diyor Lopez. “Birlikte çalışmak, malzemenin değerini en üst düzeye çıkarmamızı sağladı.”
B Planı - Hudson Mutts ve Çılgın Köpek Nuts
“Zoe, Stan'le ilk yarının başlarında karşılaştığı için, Stan'le tanışmadan önceki hayatına açılan tek pencere, sahip olduğu evcil hayvan dükkânı, Hudson Mutts,” diye açıklıyor Poul.
Zoe, büyük bir internet şirketinin başarılı yöneticisi iken, işten ayrılarak toplumsal açıdan duyarlı bir evcil hayvan dükkânının sahibi olarak daha anlamlı bir kariyere atılır. Zoe kırma yavru köpekleri satmak yerine, sadece evcil hayvanların evlat edinilmesi yönünde hizmet vermektedir. Evcil hayvan dükkânını satın alma fikri Zoe'nin aklına bir dükkândan sakat bir yavru köpek aldıktan sonra hayvanın köpek üretme çiftliğinden geldiğini öğrenmesiyle gelir.
Lopez, “Hudson Mutts'ı almak onun için bir dönüm noktası,” diyor. “Bu olay, hayatının bu yeni ve anlamlı parçasını paylaşacağı bir çocuk sahibi olmak istediğini anlamasını sağlıyor.”Hammond'a göre, Hudson Mutts'ın tasarımı -özellikle renk paleti-Zoe'nin hayata karşı edindiği yeni bakış açısını yansıtmalıydı. “Zoe'nin yaşam tarzı, eski işinde olduğu kadar karmaşık değil. Bu da yarattığı evcil hayvan dükkânına doğal olarak yansıyor. O nedenle Hudson Mutts'ı çok canlı bir yer haline getirmek için maviler, turuncular ve morlar kullandık.” Hammond ayrıca seti ABD'deki hayvansever Humane Society derneğinin malzemeleri ve evcil hayvanlara yönelik organik ürünlerle donatarak dükkânın ve Zoe'nin sağlıklı şekilde hayvan bakımına ne kadar önem verdiğini vurguladı.
Hudson Mutts ayrıca Greenwich Village'deki popüler bir toplanma mekânı. Burayı sosyal bir ortam yapmak, Zoe ile Clive ve Daphne adındaki çalışanları arasında eğlenceli bir iletişim fırsatı sundu. Filmde, evcil hayvan dükkânının ev sahipliği yaptığı imza günü sahnesi, dünyaca ünlü köpek eğitimcisi Cesar Millan'ın filme konuk olmasını sağladı. Hudson Mutts Zoe'nin hayvanlara, özellikle kendisininkilere duyduğu sevgiyi yansıtıyor. En çok da Zoe'nin tekerlekli iskemleye mahkum köpeği Nuts'a... Lopez “Bu köpek harika,” diyor. Nuts özürlü de olsa, Zoe ona normalmiş gibi davranıyor ve onu seviyor. Onu hiç yalnız bırakmıyor.” Sahiple köpeği arasındaki bu sevgi dolu bir ilişkinin çekişmeyle geçen anları da var. Zoe'nin banyoda hamile olup olmadığını anlamaya çalıştığı sahnede, hamilelik testini oyuncak olarak kullanmak isteyen Nuts'ın ağzından çekmek için mücadele etmesi gerekiyor.
Kurtarılmış üç Boston Terriyeri- isimleri Nip, Tuck and Nubbins - Nuts'ı canlandırdı. “Köpeklere yapmaları gereken şeyleri öğretmek adına, tamamen sağlıklı köpeklerle çalışmalıydık,” diyor Poul. Köpekler birkaç hafta boyunca Marley & Me/Marley ve Ben'de de çalışmış olan April Macklin tarafından eğitildi. Nuts sadece film icabı sakat bir köpek olsa da, yönetmen bu fırsatı kullanarak köpek çiftlikleri hakkındaki mesajı perdeye yansıttı. Mesaj ciddi olmasına ciddi ama Poul'un da söylediği gibi, “Nuts filmde çok komik sahnelere imza atıyor. Büyük bir role sahip ve en komik karakterlerden biri!”
İşkence Okulu - Tormented
İngiltere ve dünyada büyük bir hayran kitlesine ulaşan gençlik dizisi Skins’den de oyuncuların yer aldığı gerilim dolu bir film olan "İşkence Okulu - Tormented", hayatlarının en güzel dönemi kabusa dönüşen bir grup okul arkadaşının korku dolu hikayesi.
Okulun gözde kızlarından Justine, okul arkadaşlarından Darren Mullet’ın cenazesinde konuşma yapmaktadır, fakat onun kim olduğunu bile hatırlamadan. Arkadaşı Barney’nin evindeki partiye gitmek için Alexis onu davet eder. Justine zamanla farkeder ki Darren hayattayken kendisinden hoşlanmaktadır ve Bradley, Alexis ve arkadaş grubu tarafından tartaklanmış, aşağılanmıştır. Bradley’nin bütün arkadaşları birer birer ölü bulununca anlarlar ki Darren geri dönmüş ve maruz kaldığı aşağılanmaların intikamını almaya başlamıştır.
Yönetmen: Jon Wright
Oyuncular: Alex Pettyfer, April Pearson, Dimitri Leonidas, Calvin Dean, Larissa Wilson
Senaryo: Stephen Prentice
Gösterim Tarihi: 25 Haziran 2010
Dağıtım: Tiglon Film
Frost Nixon Tasarım ve Kamera Çalışması

Sanat departmanının yaptığı çalışmalar küçük ve büyük olmak üzere iki farklı boyutta gerçekleşti. Tiyatro sahnesinde Frost ile Nixon arasındaki röportajlar, sadece iki sandalyeyle iki kameranın var olduğu neredeyse bomboş denebilecek küçük bir ortamda meydana gelmişti. İki adamın yakın çekimleri zaman zaman büyük ekrana projeksiyonla yansıtılıyordu. Ancak tiyatroda inandırıcı olan bir ortamın sinema ekranında aynı kredibilitiye ulaşacağına kesin gözüyle bakılamazdı.
Prodüksiyon tasarımcısı Corenblith’in bu konudaki yorumu şöyle: “1977 yılında televizyonda yayınlanan gerçek Frost / Nixon röportajlarıyla kıyaslanmamız kaçınılmazdı. Bu nedenle izleyicinin aklında 1977’den kalan herşeyi yeniden yaratmak için büyük acılar çektik diyebilirim. Setleri hazırlarken en ince detayına kadar özen gösterdik. Odanın röportaj yapılan bölümündeki en küçük tuğla, en küçük set parçası, masadaki bitkinin yaprağına kadar her ayrıntıya dikkat etmek zorundaydık. Ancak röportajın yapıldığı yerin dışındaki diğer kesimlerde çok çeşitli özgürlüklerimiz vardı.
Corenblith sözlerine şöyle devam ediyor: “Tarihin izini sürmenin ve görselliğe dönüştürmenin bir yöntemi de, o dönemin iki efsane isminin ayak izlerini takip etmekten geçiyordu. Bu filme her kesimden izleyici gelecek. Aralarında 1977 doğumlular da olacak, 1977 yılında profesyonel olarak çalışanlar da… Bu nedenle o dönemden belleklerde kalan herşeye sadık kalmalıydık. Ayrıca belgelerde yeri olan ve tarihe mal olmuş bir olayla ilgilendiğimiz için en doğru şekliyle sunmak gibi bir zorunluluğumuz vardı. 70’li yılların ortamı bugüne kadar defalarca yeniden canlandırıldığı için klişelere düşmemek adına dikkatli olmalıydık. Kısacası karikatürize etmeden karakter çalışması yapmamız gerekliydi.”
Kostüm tercihleri de ayrı bir zorluk oluşturdu. O döneme ait 100 figürün kıyafetlerini tek tek hazırlama görevini üstlenen kostüm tasarımcısı Daniel Orlandi, yaptığı çalışmayla ilgili şu bilgiyi veriyor:
“1977 yılında kentin en gözde restoranı Ma Maison’du. Tüm starlar oraya giderdi. O romantik zamanları ve mekanları yeniden bir araya getirmek keyifli oldu. Eski Hollywood’un elit kesiminden her tipte insanın yanısıra yıldızı yeni parlayan insanları da giydirdik. Ayrıca çok güzel smokini içerisinde David Frost’u ve gece kıyafetiyle koluna giren Caroline Cushing’i giydirmek ayrı bir zevk oldu.”
Görüntü yönetmeni Sal Totino ise, film için uyguladığı kamera çalışmasında belgesel tadı sağlamak için gayret gösterdi. O döneme özgü otantizmi sağlayan detayları sunmayı hedeflediğini kaydeden Sal Totino, yaptığı çalışmayı şu sözlerle açıklıyor:
“Röportaj sırasında her dakikanın yoğun ve gergin geçtiğini hepimiz biliyoruz. Küçük detaylara verdiğim önem, o sahnedeki drama boyutunun yükselmesine yardımcı oldu. Arabalar üzerinde yansımaları kullanmak suretiyle yağmur damlaları gibi küçük detaylara kadar dikkatli olduk. Bu filmde uzun merceklere dayalı bir yaklaşım uygulamaya çalıştım. Bu da filmin daha samimi olmasını sağladı.”
“Frost / Nixon”ın 40 gün olarak planlanan çekim takvimi, 38. çalışma gününün sonunda 17 Ekim 2007 günü tamamlandı.
Filmde anlatılan öyküyü yıllar önce yazmaya başlayan senaryo yazarı Morgan, ortaya çıkan sonuca izleyicinin neden ilgi duyacağını şu sözlerle yorumluyor:
“Eğlence olgusunu ciddiye alan yaklaşımın getirdiği sorumluluğu aldım. Umuyorum ki, filmin getirdiği sürprizler, tıpkı tiyatro oyununda olduğu gibi izleyicide birtakım çok özel duygular uyandıracak. Yetişkinlere yönelik sofistike eğlencenin de keyifli olabileceğini hissedecekler. Düşünürken eğlenmenin, eğlenirken düşünmenin tadına varacaklar.”
Frost / Nixon’ın Dünyasını Filme Çekmek
Bir sahne oyununu beyazperdeye aktarmanın çeşitli zorlukları vardır. Bunun üzerine bir de öykünün geçmiş yıllarda geçmesi eklenince zorlukların katlanarak artması kaçınılmaz olur. Ancak bir periyod filmi çekmenin yönetmene, görüntü yönetmenine ve tasarımcılara getirdiği çeşitli faydalar da vardır. Sahnede var olmayan gerçekliği yaratma fırsatı bulurlar. Bu yüzdendir ki, gerçek mekanlara açılan Ron Howard ve prodüksiyon ekibi, Morgan’ın senaryosunu kıtalar arası düzeyde filme çekme fırsatı buldular.Böyle bir filmin kendisi açısından, “sahne ortamını sokaklarda hayata geçirmek” anlamını taşıdığını ifade eden yönetmen Ron Howard, uyguladığı yaklaşımı şu sözlerle açıklıyor:
“O dönemi yeniden yaratırken yapmaya çalıştığımız şeylerden birisi, mümkün olduğunca otantik olabilmekti. Prodüksiyon tasarımcımız Michael Corenblith ve kostüm tasarımcımız Daniel Orlandi, o çağa ait unsurları ortaya koyarken seçici davrandılar. Parodiye kaçmadan işlerini yaptılar. Aslında 70’li yıllardan küçük küçük parçaları ortaya çıkartma yöntemini uyguladık. Araştırmalarımız sonucu elde ettiğimiz o döneme ait fotoğrafların işaret ettiği yolda ilerledik.”
David Frost’un Kız Arkadaşı Caroline Cushing Rolünde Rebecca Hall
David Frost’un Kız Arkadaşı Caroline Cushing Rolünde Rebecca HallDavid Frost’u baştan çıkartmayı başarabilen az sayıdaki kadından birisi olan kız arkadaşı Caroline Cushing rolünde İngiliz oyuncu Rebecca Hall kamera karşısına geçti. Sosyete dünyasının ünlü siması Howard Cushing’in eski karısı olan Caroline Cushing’in Frost ile tanışması, Nixon röportaj serilerinin başlamasından kısa süre önce gerçekleşmişti. Sonraki yıllarda kız arkadaşı olarak kaldı. Köşe yazarı Liz Smith’in eski sekreteri olan Caroline Cushing, ilerleyen süreçte Caroline Graham adıyla Hollywood’un başarılı editörlerinden birisi oldu.
Rebecca Hall rolüne hazırlanırken neler yaptığını şu sözlerle anlatıyor: “Caroline ile tanışıp konuşma fırsatı bulduğumda onun hakkında mümkün olduğu kadar çok bilgi toplamak önemliydi. Ancak aynı zamanda Peter Morgan’ın senaryosunun kurgusal bir yanı da vardı. Öyküye olabildiğince katkıda bulunmam gerekiyordu. Oynadığım karakterin gerçek kimliğine çok fazla takılıp kalmamalıydım.Öykünün en iyi şekilde anlatılabilmesi için neyin önemli, neyin önemsiz olduğunu ayırabilmem şarttı.”
Filmin diğer rollerinde şu oyuncular oynadılar:
Nixon’ın Beyaz Saray yıllarında özel asistanlığını yapan ve Frost röportajlarına hazırlanmasına da yardımcı olan tarihçi yakın dostu Frank Gannon rolünde Andy Milder;
Nixon’ın başkanlık yaptığı dönemde basın asistanlığını üstlenen Diane Sawyer rolünde Kate Jennings Grant;
Nixon’ın röportaj ekibinde baş araştırmacı görevini üstlenen Ken Khachigian rolünde Gabriel Jarret;
Nixon’ın röportaj ekibinde yer alan eski Beyaz Saray sözcüsü Raymond Price rolünde Jim Meskimen;
Nixon’ın karısı Pat Nixon rolünde Patty McCormack.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



